Obezlerin umudu cerrahide

Mide hacmini ve emilimi azaltan obezite cerrahisi, uzman denetiminde tıbbi beslenme, egzersiz ve medikal tedavi gibi yöntemlerle zayıflayamayan obezite hastalarına umut oluyor.

Türkiye’deki obezite dayanışma gruplarından biri olan ”Obezite Dayanışma ve Paylaşım Merkezi”nde bir araya gelen obezite hastaları, ”obezite cerrahisi” deneyimlerini, kendileriyle aynı kaderi paylaşan hastalara anlatıyor.

Fazla kiloyla mücadelede son çare olarak ”obezite cerrahisi”ne başvuran ve 4-5 ay gibi bir sürede başarı elde eden hastalar, yaşadıkları korku dolayısıyla ameliyat olmaktan çekinen obezite hastalarına örnek oluyor.

Bu toplantılarda tıbbi yardımın yanı sıra psikolojik desteğin önemini de vurgulayan obezite hastaları, yanlarında getirdikleri kıyafetlerle, kat ettikleri yolu gözler önüne seriyor.

”YENİ DOĞMUŞ ÇOCUK GİBİYİM”
Yaklaşık 200 kiloyken obezite cerrahisi türlerinden biri olan ”Gastrik baypas” ameliyatı olan ”Obezite Dayanışma ve Paylaşım Merkezi” üyesi 22 yaşındaki Hataylı Azize Bayır, yaşadıklarını anlattı. Çocukluğundan beri ‘psikolojisi bozuk, hayata küs, dört duvar arasında kimseyle konuşamayan, kendisinden nefret eden’ bir insan olduğunu ifade eden Bayır, içinde bulunduğu durumdan haberdar olan merkezin, yardım etmek için kendisine ulaştığını söyledi.

200 kiloluk bir insanken, koluna giren iki kişinin desteğiyle İstanbul’a geldiğini ve gastrik baypas ameliyatı olduğunu belirten Bayır, sağlıklı bir dört ay geçirdiğini ve bu süre zarfında 146 kiloya düştüğünü bildirdi.

200 kiloyken yürümenin bile kendisi için zor olduğunu, bu nedenle spor dahi yapamadığını dile getiren Bayır, şöyle konuştu: ”Dört ayda 54 kilo verdim. Kendimi yeni doğmuş çocuk gibi hissediyorum. Her ameliyatta olduğu kadar ağrılarım, sızılarım oldu ancak bu ağrılar şimdi bana tatlı ağrılar gibi geliyor. Kiloluyken ayakların şişmesi sonucu oluşan ağrılar daha çok acı veriyor insana. Artık spor yapabiliyorum. Önceden yürüyemeyen bir kızken, spor aletleriyle spor yapabiliyorum. Diyetimi de yapıyorum.”

”OBEZ OLMAK, YÜRÜME VE GEZME ZEVKİMİ ELİMDEN ALDI”
Yaklaşık 9,5 ay önce, obezite cerrahisi türlerinden tüp mide (sleeve gastrektomi) ameliyatı geçirdiğini anlatan 38 yaşındaki Dilara Dilaverler de son 10 yıldır aşırı kilolu olduğunu, bir arkadaşının tavsiyesi üzerine bu ameliyatı olmaya karar verdiğini söyledi. Obez olmanın, yürüme ve gezme zevkini elinden aldığını ifade eden Dilaverler, operasyondan sonra 9 ayda 60 kilo verdiğini, eski kilosu olan 65’e ulaşmayı hedeflediğini vurguladı.

”ASIL İŞ BEYİNDE BİTİYOR”
Grup üyelerinden İstanbul Üniversitesi öğrencisi 22 yaşındaki Gözde Görgün, çocukluğundan beri kilolu olduğunu, şu an 63 olan kilosunu en son ilkokul beşinci sınıftayken tartıda gördüğünü anlattı. Görgün, gastrik baypas ameliyatına girdiği 1.5 yıl önce 115 kilo olduğunu, yaklaşık 8 ayda 53 kilo vererek 62 kiloya düştüğünü ifade etti. Görgün, ameliyatın bir yardım aracı olduğunu, beyin ve yeme alışkanlığı değiştirilmediği sürece ameliyatın bir yardımı olmadığını belirterek, ”Asıl iş, beyinde bitiyor. Ameliyatla beraber hayatınızı, yeme tarzınızı değiştirmeyi göze alıyorsanız ve bu sizin son seçeneğinizse iyi bir adaysınız diyebilirim” diye konuştu.

”ÇALIŞMA HAYATINA 7-10 GÜN İÇİNDE DÖNÜLÜYOR”
”Obezite” ve ”obezite cerrahisi”ne ilişkin, AA muhabirine bilgi veren Genel Cerrahi ve Obezite Cerrahisi Uzmanı Operatör Dr. Murat Üstün, obezitenin bütün organları etkileyen, kişinin sağlığını ve yaşamını tehdit eden ağır bir hastalık olduğunu söyledi.

Kişinin ağırlığı belli bir oranın üzerinde olduğunda ve diğer yöntemlerle başarı sağlanamadığında obezite cerrahisinin gündeme geldiğini anlatan Üstün, obezite cerrahisinin bilimsel olarak kalıcı ve uzun vadede kilo kaybı sağlayabilen tek yöntem olduğunu savundu.

Vücut kitle indeksinin obezite cerrahisinde yol gösterdiğini, normal kilosunun 35-40 kilo üzerindeki hastalara bu yöntemi önerdiklerini belirten Üstün, şu bilgileri verdi: ”Obezite cerrahisinde sadece kilonun yeterli olmadığını, hastanın diyet geçmişini, yandaş hastalıklarını ve diğer parametreleri değerlendiriyoruz. Hastalar, birden çok uzmandan çok oluşan heyet tarafından değerlendiriliyor. Hastaların özellikle hormonal açıdan bir problemlerinin olmadığının saptanması gerekiyor. Bütün bunlar yapıldıktan ve hasta obezite cerrahisine uygun bulunduktan sonra ameliyat aşamasına geçiliyor. Ameliyat sonrasında, ameliyatın türüne göre değişmekle birlikte ortalama 3-5 günlük bir yatış süresi hastalar için yeterli oluyor. Çalışma hayatına dönmek 7-10 gün içinde olabilir.”

Obezite cerrahisinde mide hacmini ve emilimi azaltan iki tip yöntemin bulunduğunu belirten Üstün, ameliyatların mide bandı, tüp mide ve gastrik by-pass olmak üzere üçe ayrıldığını söyledi.

”AVRUPA’NIN EN OBEZ ÜLKESİ DURUMUNA GELİYORUZ”
Türkiye’nin obezite konusunda ciddi önlemler alması gerektiğini, Sağlık Bakanlığı’nın da bu yönde çalışma başlattığını belirten Üstün, şöyle devam etti: ”Türkiye’de obezite oranları özellikle bayanlarda inanılmaz şekilde artıyor. Neredeyse Avrupa’nın en obez ülkesi durumuna geliyoruz. Obezitenin bu kadar artmasının nedenlerinden biri, giderek hareketsiz bir yaşam tarzına yönelmiş olmamız. Bu ameliyatlardan sonra sadece midenin küçültülmesi ya da emilimin azaltılmasıyla iş bitmiyor. Egzersiz yapılmaz ve yaşam tarzı değiştirilmezse, bu operasyon etkide kısıtlı kalıyor.”

Obezite cerrahisinin güçlü bir yöntem olduğunu savunan Üstün, ancak bu yöntemden sonra beslenme uzmanından destek alınması, egzersiz yapılması ve psikolojik destek sağlanması gerektiğini bildirdi.

”Obezite cerrahisinin ülkemizde artık korkulan bir cerrahi türü halinden çıkması gerekiyor” diyen Üstün, korku dolayısıyla ameliyat olmayan birçok hastanın, yandaş hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiğini düşündüğünü ifade etti.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir